Çağlan Tekil

1989-02-25 Fitaş Konseri kulisi
25 Şubat 1989

Metalium ve Metafor konseri

Konser Metalium’un organizasyonuyla gerçekleşecekti. O dönem grubun orijinal gitarcısı Ali Kerim Ugan ABD’den geri dönmüş ve gruba tekrar katılmıştı. Metalium böylece dört kişi olmuştu. Bu noktada konserin organizasyonuyla ilgili Çağlan Tekil ve Ali Kerim Ugan’ın anlattıkları çelişiyor. Mesela Çağlan Tekil’in anlatısında konser organizasyonunun başında Sadi Çöğür var ve birçok karar onun Metalium’a gövde gösterisi yaptırma hırsı doğrultusunda alınıyor. Ali Kerim Ugan’ın anılarında ise organizasyon ve finansman ağırlıklı olarak kendisi tarafından yürütülmüştü, Sadi Çöğür pek suya sabuna dokunmamıştı. Bir başka çelişki de seyirci sayısı konusunda. Bin kişilik salon Çağlan Tekil’e göre üç yüz, dört yüz civarında kişi tarafından ziyaret edilmişti. Ali Kerim Ugan’ın hatırladığı rakam ise yedi yüz civarı. Metalium sekiz yüz seyirciye ulaşamadığı için konserden zarar etmiş, salona olan borçlar ise Mazhar Şiringöz’ün gitarını rehin bırakmak suretiyle zaman içinde kapatılmış.

Yine Çağlan Tekil’in anlatısına göre konser için en büyük motivasyon, Moda Sineması’nı Metalium seyircisinin, diğer bir deyişle Sadi Çöğür’ün müşterilerinin doldurduğunu kanıtlamaktı. Ali Kerim Ugan ABD’de öğrendiklerini bu konserin organizasyonunda tatbik etme fırsatı bulmuştu. Metalium’a bir ön grup gerektiğini önerdi. Bu grup Pentagram olamazdı, iki sebep vardı bunun için: Birincisi, Pentagram ön grup olmak için fazla büyük bir isimdi. İkincisi, gelen seyircinin Pentagram için mi Metalium için mi geldiğini anlamak güçtü. Pentagram olmadan salon doldurmak istiyorlardı. Bu yüzden teklifi Moda Sineması’nda bir sürü aksaklıkla mücadele etmekten çalmaya pek odaklanamayan Metafor’a götürdüler. Otuz dakika çalmaları üzerine anlaştılar.

Sahneye ilk olarak Metafor çıktı. Göz alıcı bir ışık şovuyla ve sis efektleriyle seyirciyi selamlayan gruba ilerleyen dakikalarda Mustafa İbadoğlu eşlik etti, grupla beraber Slayer’ın “Live Undead” adlı şarkısını söyledi. Metafor’un performansı teknik imkanların da desteğiyle çok beğenildi, bir hırsla çalmışlardı. Sıra Metalium’a geldi. Seyirciler arasında Kadıköy’den tanıdık simalar görünmüyordu, seyirci profili daha çok Bakırköy, Aksaray, Taksim ve Beyazıt semtlerini temsil ediyordu. Grup teknik ekibin gazabına uğradı. Metafor’da çok iyi çalışan ışıkçı Metalium’da kolunu kaldırmıyordu. Metalium’un performansı da Çağlan Tekil’in anlatısına göre sönük geçti. Moraller bozuktu. Konseri organize eden taraf olmalarına rağmen teknik imkanlardan mahrum kalmışlar, yeterli bilet satamadıkları için zarar etmişlerdi. Ertesi gün Sadi Çöğür’ün dükkanında konserle ilgili tartışılırken salonun dolmama nedeni ortaya çıktı: Kadıköy Anadolu Lisesi’nde yatılı okuyan yaklaşık üç yüz elli metalci vardı. Yatılı oldukları için İstanbul’u pek bilmiyorlardı, hiç Boğaz’ın öbür tarafına geçmemişlerdi. Dolayısıyla Beyoğlu’ndaki Fitaş Sineması’na teşrif etmek ile Kadıköy’deki Moda Sineması’na uğramak aynı şey değildi.

Ali Kerim Ugan’ın ziyareti kısa sürdü, grupla çıktığı tek konserin ardından ABD’ye geri döndü. Sadi Çöğür gitar mevkiine geçti, bas gitar için gruba Babür Örtegen katıldı. Vokali ise Mazhar Şiringöz, Sadi Çöğür’den devraldı. Metalium yine dört kişi devam etti.

Mayıs 1991

Laneth 1. Sayı

Mondo Trasho ile aynı zamanda, Mayıs 1991’de çıkan Laneth Türkiye’nin ilk heavy metal fanzini olma özelliğini taşıyor. İlk baskısı 35 adet basılan ve yayın hayatına fotokopi olarak başlayan Laneth kısa süre içinde ofset baskıya geçti, daha sonra kapakları renklendi ve yerli grupları kapağa taşıyarak, konserler düzenleyerek Türkiye’de müzik üretimi için önemli kaynaklardan biri oldu.

Haziran 1991

Laneth 2. Sayı

Laneth’in ikinci sayısının kapağında Slayer var, içeride ise yerli isimlerden Moribund Youth’un demosu, Pentagram-Spinners-Sceptic Age-Second Realm konseri, Bartu Toptaş’ın başından geçen trafik kazası gibi konular bulunmakta.

Temmuz 1991

Laneth 3. Sayı

Laneth’in 3’üncü sayısında da kapak Slayer. İçeride yerli meselelerden Gülhane olayları (Krosun Siyah Tokmağı köşesinde), Moribund Youth’un muhtemel ilk konseri, Hollanda’dan Swazafix eşliğinde Metalium, Hazy Hill, DarkPhase ve Crimegate konseri dikkati çekiyor.

Ağustos 1991

Laneth 4. Sayı

Laneth’in 4’üncü sayısı ilk 3 sayıdan farklı bir şekilde basıldı, bu nedenle boyutu daha küçüktü. Belki de ofset baskıya bu sayıda geçildi, bunun ipucusu önsöz sayfasında Çağlan Tekil tarafından veriliyor. Bu sayıda Türkiye’den isimlere fazla yer verilmemişti. Metalium’dan Gündüz Hakan Savaşer konuk yazar olarak görülüyor, dönemin bilgisayar dergilerine heavy metal katmasıyla meşhur Murat Adanç röportajı dikkat çekiyor. Bunun dışında haberler ve Krosun Siyah Tokmağı’nda birtakım detaylar bulabilirsiniz.

Eylül 1991

Laneth 5. Sayı

Laneth’in 5’inci sayısında kapak Queensryche oldu, içeride ise o dönem Tempo dergisinde Rock Garajı sayfalarını hazırlayan Barbaros Devecioğlu röportajı ve Volvox konseri yerli sahne ile ilgili konuları oluşturuyordu.

Ekim 1991

Laneth 6. Sayı

Laneth’in ilk sayıları arasında en dolu dolu olanı muhtemelen bu sayıdır. Kapakta ilk defa yerli bir gruba yer verilmesinin yanında; Hazy Hill’in Avusturya seferi, Sawdust ve Aptülika röportajları, DarkPhase’in Mortal Visions demosu, mektuplarda tanıdık simalardan Güray Topaç, Asım Can Gündüz konseri ve Lanethli Konserler I izlenimleri 6 numaralı sayının yerli konularıydı.

Kasım 1991

Laneth 7. Sayı

Laneth’in 7’nci sayısında kapak grubu Rumble Militia idi. Darkphase ve Asım Can Gündüz röportajları, Spinners’ın demosu, ODTÜ’de Anti-Uyuşturucu Rock Konseri etkinliği, PK27’de İzmir’in tanıdık metalik simalarından Özgür Ölütoprağı’nın mektubu ve “Günde 10 saat çalışmakla ünlü olunmaz!” başlıklı tartışma yazısı içerikte dikkati çekmekte.

1991-12-02 Cumhuriyet (Fanzinler)
2 Aralık 1991

Fanzinciler Cumhuriyet gazetesinde

Cumhuriyet gazetesinde Orkun Uçar imzalı, fanzincilerle yapılan tam sayfa bir röportaj yayınlandı. O sıralar Mega Metal’de yazı işleri müdürü olan Orkun Uçar, Türkiye’de fanzinlerin, gençlerin aradıklarını ana akım yayınlarda bulamadığı için aldıkları bir inisiyatif olduğunu vurguluyordu. Fanzinlerin neden ve nereden çıktığına büyükçe bir yer ayırdıktan sonra sırayla Metin Demirhan, Çağlan Tekil ve Esat Cavit Başak’ın sözlerine yer verdi. Örneğin Metin Demirhan, Mega Metal fanzininin fikir olarak ilk çıkışından iki yıl öncesine kadar dayandığından, ilk olarak Aptülkadir Elçioğlu’nun yaptığı gibi Gırgır dergisindeki köşesinde Mega Metal’i bir sütun olarak başlattığından bahsetti. Esat Cavit Başak ise Mondo Trasho özelinde fanzinlerin alt kültür meselesiyle ilgili şunları söyledi:

“Bu dergiler hakkında konuşurken, underground konseptinin ne olduğunu ortaya koymak lazım. Bu bir alt kültür, ancak var olan kültürle olan bağı alt olmak anlamında değil. Çünkü toplumun kültür seviyesi yüksek olan bir kesimiyle bağlantılı bir alt kültür.”

Röportajın değindiği bir diğer konu ise hangi derginin neye ne kadar yer verdiği ile ilgiliydi. Örneğin Laneth başta olmak üzere çoğunluğun Whitesnake, Pink Floyd, Rush, Def Leppard gibi halihazırda ana akım medyada görülebilen grupları yayınlamadığı belirtildi. Bunlara istisnalar ise şöyleydi: Mega Metal daha esnek bir tutumda olup beğendiği grupları yazıyordu, Abzoort sadece Türk rock gruplarını tanıtıyordu, Rock Dünyası 80’lerdeki Stüdyo İmge dergisinin yolundan gidip metal yerine klasik rock gruplarına yer veriyordu. Regorge ise en bir yer altı tutumda olan dergi olarak tanıtılıyordu çünkü heavy metal kitlesinin bile zorlukla tanıyacağı gruplardan bahsediyor, nerdcore, crossover, noise gibi müzik tarzlarını konuşuyordu.

Aralık 1991

Laneth 8. Sayı

Laneth’in 8’inci sayısında kapakta Pentagram’dan Bartu Toptaş var. Bartu Toptaş ile Zarife Öztürk ve Çağlan Tekil’in yaptığı röportaj, Süreyya İzgi’nin Dr. Skull röportajı, Devil’in hesaplarının tutmadığı muhteşem dönüş konseri, Disgrace demosu ve gruplara katılma hikayeleri bu sayının öne çıkan konuları.

İlgili olaylar:

Ocak 1992

Laneth 9. Sayı

Laneth’in 9’uncu sayısı ile birlikte kapak artık siyah basılmaya başlandı. Metalium’un kapağında yer aldığı sayıda Disgrace röportajı da bulunmakta. Metalium ve DarkPhase’in Adana konserinin izlenimleri, konumuzla ilgili bir başka içerik.

1992-09-13 Sodom (Kaan Bilge) (1)
13 Eylül 1992

Sodom ve Pungent Stench konseri

Holy Moses’ın çıkamadığı konserde pek bir olay çıkmamıştı ancak sadece konser sonrası yazılı ortamda tartışmalar yaşandı. Bu sefer 13 Eylül’de Sodom, Pungent Stench, Hole in the Wall ve Cultus’un açıklandığı konserde hem güvenlik personeliyle seyirciler arasında kavga çıktı, hem polis konseri yarıda kesti, hem de konser sonrası sokaklar metalci ve maganda çatışmalarına sahne oldu. Perde arkasında yine Aydın Tuna’nın Mask Entertainment adlı firması bulunuyordu, bu kez yanlarında o dönem yeni kurulan Hammer Müzik adlı müzik market ve prodüksiyon şirketi vardı. Hammer Müzik, Haluk Ataklı tarafından Kadıköy’de kuruldu. Günümüze dek varlığını sürdüren Hammer Müzik dükkanı, Akmar Pasajı’ndaki yerine taşınmadan önce işlerine iki sokak üstte, Moda Caddesi’nde bulunan Çakıroğlu İşhanı’nda başlamıştı. Konserden bir gün önce yapılan imza günü de buradaki dükkanda gerçekleşti.

Seyirciler içeriye alınmadan önce soundcheck yapıldı, sahneye bunun için sırasıyla Pungent Stench ve Sodom çıktı. Böylece Sodom üyelerinin en azından bu şekilde sahne fotoğrafları çekilmiş oldu. Davulcuları Chris Witchhunter, henüz Bostancı Gösteri Merkezi’nde gelmemişti. Bu da gün içerisinde gerilim artıracak ve konser sonrası tartışmalara katkıda bulunacak etkenlerden biriydi. Sesin hazır hale getirilmesinin ardından seyirciler içeriye alındı, sahneye ilk olarak organizatör Aydın Tuna çıktı. Sodom’un Türk düşmanı olduğuna dair iddialardan bahseden Aydın Tuna, doğal olarak Laneth’te çıkan yazılardan bahsetti. Seyirci “Laneth dışarı!” diye tezahürat ederken sahneye çağırılan Andy Brings ve Tom Angelripper’ın elinde Türkiye bayrağı bulunmaktaydı, seyirciye bayrak açarak açıklamalar yapıp fotoğraf makinelerine poz verdiler.

Sodom’un iddialara cevap veren seremonisinin arından konserler başladı. Sahneye ilk olarak İstanbullu thrash metal grubu Cultus çıktı. Kısa bir süre önce “Let’s Burn the Fumigation” adlı dokuz şarkılık demolarını çıkaran grubun sahnesinde Barış Naim (bas), Serkan Özkaya (davul), Cenk Açıkgöz (gitar) ve Burak Atalay (gitar ve vokal) bulunuyordu. Performansı genel olarak beğenilen grup, günün en çok sahnede kalan ismi olacaktı. Ardından sahne Hole in the Wall için hazırlandı. Kadro konusunda değişken bir karakter içerisinde olan grupta bu kez Bülent Benli’nin (vokal) yanında Metafor’dan Kemal Kut (gitar), Disgrace’den Taner Tanrıöver (bas) ve Death Project’ten Serhat Adalı (davul) çaldı. En az Cultus kadar coşkulu bir performans sergileyen Hole in the Wall’da Kemal Kut’un seyirciyle diyalogları ve Bülent Benli’nin bir ara seyirciler arasına karışarak şarkı söylemesi, konserde interaktif bir ortam yarattı.

Sırada Avusturyalı death metal grubu Pungent Stench vardı. Deathroom, Death Project gibi gruplar ve fanzinlerde ayrılan sayfalar sayesinde yeni yeni death metal ile tanışan Türkiye metalcileri Pungent Stench ile birlikte iyice dağıtma imkanı buldular. Sahneye çıkıp seyircilerin üzerine atlayanlar çoğunluktaydı. Güvenlik görevlileri bu duruma pek aşina değillerdi, sahneden atlayanlara engel olmaya çalıştılar, bunu yaparken güvenliği pek gözetmiyorlardı. Seyircilerin üzerine atlayan insanları ittirdiler, yanlış yerlere düşüp yaralanmalarına sebep oldular. Buna tepki olarak seyirci de güvenlik görevlilerini aşağıya çekmeye başladı ve iki taraf arasında kavga baş gösterdi. Aralarda seyircilerin üzerindeki ışıklar tamamen açıldı. Bu esnada Pungent Stench halen daha çalmaya devam ediyordu fakat bu böyle devam etmeyecekti. Sahneye Aydın Tuna çıktı ve Laneth dergisine göre “Size konser monser yok! Sodom da çıkmayacak!” dedi, Mega Metal’e göre ise “konserin daha fazla devam etmeyeceği” ve “salonun boşaltılması istendiği” açıklamasını yaptı. Bunun üzerine seyirci oturma eylemiyle durumu protesto etti ve organizasyona yönelik tepkili sloganlar attı. Ancak içeriye polis girdi ve oturan kalabalığa müdahale etti. Bu müdahale yine Laneth’e göre zor kullanarak gerçekleşmişken, Mega Metal’de “kibarca” salonun boşaltılmasının rica edildiği yazıyor. Yazar Fırat Yeşilleten, ironi yapmadığı konusunda parantez açıyor: “Allah için hakikaten böyle oluyor. Alay veya abartı değil yani”. İçeride coplar ne kadar konuştu, bunu sadece günün tanıkları biliyor.

Polis kordonu eşliğinde Bostancı Gösteri Merkezi’nden çıkan metalciler, bir kez daha magandalarla karşı karşıya geldi, sokaklar iki grup arasındaki kavgalara sahne oldu. Polis ise bu kavgalar esnasında çoktan dağılmıştı.

Ocak 1998

Non Serviam 1. Sayı

Çağlan Tekil’in 1996-1997’deki askerlik dönüşü sonrası Rotting Christ konserini düzenledikten sonra giriştiği yeni dergi projesiydi Non Serviam. İlk sayıyı neredeyse tek başına çıkardı, ona en çok Güzin adlı arkadaşı yardım etti. İçeride ayrıca Ufuk Önen ve Özlem Kumrular’ın da imzaları bulunmakta. Çok okunaklı değil ama son sayfalardaki “Neden Laneth Diil?” başlıklı yazı 80’lerin sonlarından Laneth’in kuruluşuna kadar geçen süreyi çok güzel aydınlatıyor. Non Serviam ikinci sayısıyla birlikte kalabalıklaştı ve Laneth ile kesişim kümesi bulunan bir ekiple 26 sayı kadar sürdü.

Bu sıra bitti. Tekrar sıralayalım: Baştan sona Sondan başa